BİST
102550
ALTIN
275.800
DOLAR
5.7164
STERLİN
7.1140
EURO
6.3011
ŞEKİLCİLİK

Millet olarak hastalığımızdır şekilcilik.
Ama Trabzon’da bunu hat safhada görebiliriz.
“Ayranı yoktur içmeye….” misali yaşamaktan acilen vazgeçmeliyiz…
En iyisi, en güzeli, en pahalısı her zaman bizim olmayabilir.
Bizim olmayan da “tükaka” değildir.
Şekil değil, kişilik para etmeli memleketimde…

TAHAMMÜLSÜZLÜK

Bir diğer hastalığımızda tahammülsüzlük…
Birbirimize karşı tahammül sınırlarımız oldukça düşük.
Zaten sinirli bir yapımız var.
Sosyal şartları düşük olan bir şehirde deşarj olabilecek farklı yatırımlara ihtiyacımız var.
Sahip olduğumuz değerlere karşı saldırının var olduğunu hissettiğimizde tahammülümüzle ancak bu saldırılarla başedebileceğimizin bilincinde olmamız gerekiyor.
…ve biz insanların sahip olduğu değerlere karşı ne kadar tahammüllüyüz bunu da gözden geçirmemiz. 

DEDİKODU

Bizim toplum olarak en basit yükselme (!) çabamız dedikodudan geçiyor maalesef.
Başka birisinin başarısızlığı veya hataları üzerinden prim yapmaya çalışma hastalığımız hat safhada.
Başkalarının başarısını veya kazanımlarını alkışlamanın bir erdem olduğunun farkında değiliz.
Sanki Trabzon milletini Karadeniz’e dökmüşler,  herkes canını kurtara bilmek için birbirinin can simidini almaya uğraşıyor.
Bu neyin telaşı?
Kimin kiminle nasıl bir ilişkilisi olduğu kimseyi ilgilendirmez bize zarar vermedikten sonra. Önce herkes haddini bilmeli insan ilişkilerinde…

KADERCİLİK

 Yine en büyük yanılgımız kadercilik.
“Kaderimizde vardı oldu” hazırcılığı…
Memleket olarak yıllarca sağduyulu, milliyetçi söylemlerle şişirilmişiz.
Başımıza taş yağsa, “Vardır bi hikmet” diyebilecek kadar saftiriğiz.
Zaten balık hafızalıyız.
Yaşadığımız tüm krizlerin neden ve sonuç ilişkisini bağlamak yerine “Demek ki kaderimiz” demeyi tercih edenlerdeniz.
Bir beyin uyuşukluğumuz var.
Olan biteni analiz edebilecek zeka kapasitesine sahip olmamıza rağmen, hazırcılığın esiri olmuşuz maalesef.
Unutmamak lazım; herkes kendi kaderinin asıl kahramanıdır.

TEPKİSİZLİK

Trabzon insanının genel yapısının dejenerasyona uğradığını düşünenlerdenim.
Haksızlığa karşı her ne olursa olsun dik duruş, kafa tutuş, Anadolu’nun ağabeyi rol modeli olan Trabzon insanının özellikle son dönemlerde bu özelliklerinin yavaş yavaş kaybettiğini görüyoruz.
Aslında yıllardır sindirilmiş, yıllardır ağzına bir parmak bal çalınmış ve elindeki değerleri alınmıştır Trabzon insanının.
Tamahkar yapımız kullanılmış ve sessizleştirilmeye çalışılmıştır.
Ama her ne olursa olsun yeri geldiğinde,  Türkiye’deki bütün illerden daha çok sesinin çıktığını inkar edemeyiz.
Önemli olan “yeri gelene kadar” gösterdiğimiz sabrın çok fazla kayıplara neden olmaması.
Fındığına, çayına, derelerine, turizmine, Temel’ine, Fadime’sine, yeşiline, denizine, Trabzonspor’a, kısacası bütün değerlerine Trabzonluların sahip çıkması lazım.
Tepkisizleşmemiz lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.